Kayseri Sokaklarında Bir Gün
Sevgili Hyplast takipçileri, bugünkü yazımızda “Aden kime denir” konusuna odaklanıyoruz.
Güneş Kayseri’nin tarihi taş binalarına hafifçe vururken, ben sırt çantamı omzuma attım ve şehrin dar sokaklarında yürümeye başladım. Hava serin, ama içimde tuhaf bir heyecan var. Bugün, yıllardır kafamı kurcalayan bir soruyu kendime sormaya karar verdim: “Aden kime denir?” Bazen bu kelimeyi duyuyorum, bazen bir yerde yazılı buluyorum, ama anlamı her seferinde biraz daha derinleşiyor, biraz daha kişisel bir hâl alıyor.
Kayseri’nin kalabalık caddelerinde yürürken etrafımda insanların telaşını izliyorum. İnsanlar bir yerlere yetişiyor, kimi gülüyor, kimi telefonuna gömülmüş. Ben ise kendi içimde bir yolculuktayım; Aden kime denir, acaba gerçekten bir insanın ruhuna mı dokunur yoksa bir kavramdan mı ibaret?
Parkta Bir Molada
Gözüm bir parkta durakladı. Banklardan birine oturdum, elimdeki defterimi açtım. Yazmak bana hep iyi gelir, duygularımı kelimelere dökmek… Bazen yazmak, nefes almak kadar doğal geliyor.
“Bugün yine Aden’i düşündüm,” diye yazdım. İçimde bir yerlerde umutla karışık bir boşluk vardı. Aden… Sadece bir isim mi, yoksa bir yürek hissi mi? Belki de Aden, insanların kendilerine güvenip güvenemeyeceklerini ölçtükleri anlarda yanlarında olan, sessiz ama güçlü bir varlıktır. Ben de öyle bir Aden arıyorum gibi hissettim.
O sırada yanıma oturan yaşlı bir adam bana gülümsedi. “Ne yazıyorsun genç?” dedi.
“Duygularımı,” dedim, gülerek ama biraz da utanarak. “Aden kime denir, onu anlamaya çalışıyorum.”
Adam başını salladı, gözleri bir an uzaklara daldı. “Bazen bir insanı anlamak için, önce kendini anlamak gerekir,” dedi. Ve işte tam o anda kalbimde bir şey kıpırdadı. Aden, belki de bir insanın içindeki o en saf, en cesur tarafıdır; kendine sadık kalabilmek, sevdiklerine değer verebilmek…
Küçük Bir Kafe Anısı
Parktan kalkıp şehir merkezine yürüdüm. Yol boyunca kafelerden yayılan kahve kokusu beni çeker gibi oldu ve içlerinden birine oturdum. Garsonu beklerken yine yazmaya başladım:
“Belki Aden, hayal kırıklığına uğradığında bile umutla devam eden kişidir. Bugün karşıma çıkan herkes Aden olamaz. Bazen Aden, yalnızca bir insanın kendi içinde bulduğu güven ve sıcaklıktır.”
O sırada yan masada oturan genç bir kadın, defterime göz attı. “Güzel yazıyorsunuz,” dedi. Gülümsememle karşılık verdim, ama içim biraz sıkıştı. İnsanların sözleri bazen bir balmumu gibi geliyor; güzel, ama erimeyen bir sıcaklık vermiyor.
Fakat o an anladım ki Aden, sadece başkalarının takdir ettiği biri değil; kendinle barışık olduğun, kırıldığında tekrar ayağa kalkabildiğin anların adıdır.
Akşamüstü Duygusu
Güneş yavaş yavaş batarken, ben evime doğru yürüyordum. Ellerim cebimde, kafamda bin bir düşünce. Bugün, belki bir cevap bulamadım, ama hissettiğim duyguların kendisi bile değerliydi. Hayal kırıklığı, küçük umut kırıntıları, heyecan… Hepsi Aden’in bir parçası gibi.
Evime vardığımda defterimi açtım ve son satırları yazdım:
“Belki Aden kime denir sorusunun tek cevabı yoktur. Belki Aden, bir bakışta anlaşılmayan, ama hissedildiğinde kalbini ısıtan kişidir. Bugün öğrendiğim şey: Aden, benim içinde var olan cesur, kırılgan, umutlu ve gerçek bir parçadır.”
O gece yatağıma uzandım, gökyüzüne bakarken düşünüyordum. Aden, aslında herkesin kendi hikâyesinde saklı bir yıldız gibi. Bulması zor, ama bir kez fark edersen, hayatına ışık verir.
Son Düşünceler
Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken hissettiğim duygular, yazdıklarımın her kelimesinde yankılandı. Aden, bir isimden öte bir duygudur. Hayal kırıklıklarını, umutları, heyecanları ve kırılganlıkları içine alabilen bir varlıktır. Belki bir kişi, belki bir an, belki de kendi kalbimizin bir parçası…
Şimdi defterimi kapatıyorum, ama kalbimde Aden’in sıcaklığıyla dolu bir iz bıraktığını hissediyorum. Yarın yeni bir gün, yeni bir sokak, yeni bir kahve ve belki yeni bir Aden hikâyesi…
Bugün anladım ki, Aden kime denir sorusunun cevabı her zaman başkalarının söylediklerinde değil; kendi hislerimizde gizlidir.
—
İstersen, bir sonraki yazıda bu hikâyeyi Kayseri’nin belirli semtlerine ve gerçek mekanlarına bağlayıp daha görselleştirici hâle getirebiliriz, böylece okuyucu kendini tamamen senin dünyanda hisseder.